Avigen Psikoterapi ve Hipnoterapi merkezi olarak uzman kadromuzla mutlu ve dolu dolu bir yaşam, mutlu ve huzurlu bireyler ve verimli bir kurum anlayışı ile hizmetinizdeyiz. Bu anlayışla bireysel terapi, aile ve çift terapileri ve grup terapileri ile destek sağlamaktayız. Ayrıca, nefes terapisi, yaşam koçluğu, sporcu koçluğu ve kurumsal danışmanlık projelerimizle de yanınızdayız. İlkemiz "Yaşam sevmek ve üretmektir!" , amacımız "Paylaşım, destek ve çözüm!" Paylaşmak için...
=)
Narsisistik Kişilik Bozukluğu
Narsisistik Kişilik Bozukluğu, Tedavi ve Psikoterapisi
Kendilerini fiziksel ve ruhsal yönden aşırı beğenen, üstün gören; sürekli beğeni, ilgi ve onay bekleyen; gittikleri her yerde hemen özel ilgi göreceğine, üstün bir yeri hak ettiğineinanan kişilerdir. En güzel, en yakışıklı, en başarılı, en parlak kişi odur ya da o olacaktır.
Böylesine yoğun özsevisel beklentiler içinde kuşkusuz hayal kırıklıkları, incinmeler de o denli sık olabilir. Bireyin benlik saygısı sanki hep dışardan gelecek ilgi, beğeni, onaylarla beslenmektedir. Eleştiriye dayanamazlar, sürekli övgü beklerler. Bu nedenle görünüş ve davranış hep bunları elde etmeye yöneliktir. Beklentileri karşılanmayınca öz-saygı çabuk düşer. Kırgınlıklar, bunaltı ve çökkünlük olabilir. kendilerini yüceltmek, daha üstün görmek ve göstermek için başkalarını kullanırlar, hatta sömürürler. Arkadaşlıklar yalnız bu yönde çıkarlar sağlamak içindir. Başkalarının duygu ve düşüncelerine, gereksinimlerine eşduyum (empati) gösteremezler. Bu nedenlerle ilişkilerde bencil, ben-merkezcil olarak tanınırlar (Prof.Dr. Orhan Öztürk, Ruh Sağlığı ve Bozuklukları, Ankara, 2004).
Narsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler girdikleri ortamlarda sürekli konu anlatan, ancak başka biri konu anlatmaya başladığında onu hemen susturup kendisi anlatmaya devam edenlerdir. Çoğu zaman bu davranışlarından dolayı etraflarındaki kişiler onu terk eder ve ciddi hayal kırıklıkları ve incinmeler yaşarlar. Narsisistik kişilik bozukluğu olanların kendi önemlerine ilişkin büyüklük duyguları vardır. Özel insanlar olduklarına, özel haklarla donandıklarına inanırlar. Eleştirilmeye ya da yenilgiye büyük bir kızgınlıkla ya da depresyonla karşı koyarlar. Benlik saygıları kırılgandır. Başkalarını kendi çıkarları için kullanma eğiliminde olurlar, başkalarıyla eşduyum yapamazlar. Dış görünüşleriyle aşırı derecede ilgilidirler ve kendilerine hayran olunmasını beklerler
(Prof. Dr. Ertuğrul Köroğlu, Sinan Bayraktar, Kişilik Bozuklukları, Ankara, 2007).
Bu kişilik özellikleri çoğunlukla sınırda (borderline) kişilik yapısı ile birlikte bulunur. Son 20-30 yılda, sınırda ve narsisistik kişilik yapıları üzerinde hem tanıbilimsel (nozolojik), hem psikanalitik açıdan artan bir ilgi görülmektedir. Bu iki kişilik türündeki ruhsal düzenekler özellikle nesne-ilişkileri ve öz benlik (self) psikolojisi kuramlarının ana konuları olmuş ve geliştirdikleri birçok kavramlar genel psikiyatride de yayılma eğilimi göstermiştir. Özbenlik psikologlarına göre narsisistik kişilik bozukluğunun temelinde, erken çocukluk dönemlerinde doğal olarak varolan ‘büyüklenmiş özbenlik’ (grandiose –self) duygusuna karşı ana babanın yeterli eşduyumlu (empatik) olamayışı; çocuğun uygun anne-babalık ortamında gerçek dünyanın düş kırıklıkları ile yeterince karşılaşamaması yatmaktadır. Kuşkusuz ana-babanın çocuğun özelliklerini aşırı yüceltmeleri, vurgulamaları ile sürekli beslenen ve gereksizce büyüklenen özbenlik duygusunun da bunda önemli payı olsa gerekir.
(Prof. Dr. Orhan Öztürk, Ruh Sağlığı ve Bozuklukları, Ankara, 2004).
Küçük yaşlarda anneyi yitirme ya da anne tarafından reddedilmiş olma yüzünden anneyle eşduyum yapılamamış olmasının bu bozukluğun gelişmesinden sorumlu olduğu düşünülmektedir
(Prof. Dr. Ertuğrul Köroğlu, Sinan Bayraktar, Kişilik Bozuklukları, Ankara,
2007).
Burada kişinin narsistik hayatında bir terslik vardır. Başlangıçtan itibaren çocuk annenin kendilik nesnesi olabilir. Annenin depresif kırılmalarına karşı aşırı bir duyarlılığı vardır ve zaman içinde bunlara göre davranmayı öğrenir.
Narsistin tanımıyla ilgili başladığı anda yapılan sahte bir kendilik oluşmaya başlıyor. Bu narsizmin tek açıklaması değil,
açıklamalardan bir tanesidir
(Psk. Yavuz Erten, Kişilik Tipolojileri, Psikanalizden Dinamik Terapilere, SCID-CV Puanlama Cetveli).
Görüldüğü üzere birçok araştırma ve araştırmacıya göre narsisistik kişilik bozukluğunun oluşumu kişinin çocukluk dönemine kadar ulaşmaktadır. Anneyle ya da babayla kurulan ilişkiler, eksiklikler, davranım hataları bu patolojiyi desteklemektedir. Tüm bunlardan sonra DSM-IV-TR’de Narsisistik Kişilik Bozukluğu Tanı ve Ölçütleri aşağıdaki gibidir:
A. Aşağıdakilerden en az beşinin olması ile belirli, genç erişkinlik dönemimde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, üstünlük duygusu, beğenilme gereksinimi ve empati yapamamanın olduğu sürekli bir örüntüdür.
1. Kendisinin çok önemli olduğu duygusunu taşır.
2. Sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik veya kusursuz sevgi düşlemleri üzerine kafa yorar.
3. Özel ve eşi bulunmaz birisi olduğuna ve ancak başka özel veya toplumsal durumu üstün kişilerin kendisini anlayabileceğine ya da ancak onlarla arkadaşlık edebileceğine inanır.
4. Çok beğenilmek ister.
5. Hak kazandığı duygusu vardır.
6. Kişilerarası ilişkileri kendi çıkarı için kullanır, amaçlarına ulaşmak için başkalarının zayıf taraflarını kullanır.
7. Empati yapamaz.
8. Çoğu zaman başkalarını kıskanır ya da başkalarının kendisini kıskandığını sanır.
9. Küstah, kendini beğenmiş davranış ve tutumlar sergiler. Narsisistlerin davranışlarının kendileri için neden doyum sağlayıcı olduğunu anlamak zor değildir. Kendi kendilerine ‘müşfik’ (sevecen) davranarak; kendi yiğitliklerinin, güzelliklerinin ve zekalarının’’ düşlerini kurarak ve ‘belirgin’ üstünlükleri ve yetenekleri olduğunu düşünerek, kendi kendilerini desteklemeleri yoluyla, çoğu kişinin gerçekten çaba harcayarak erişmeye çalıştığı ödülleri kendi kendilerine ‘kazanmış’ olurlar. Narsisistler doyum sağlamak için bir başkasına gerek duymazlar, onları teşvik edecek olan yine kendileri olabilir.
(Prof. Dr. Ertuğrul Köroğlu, Sinan Bayraktar, Kişilik Bozuklukları, Ankara, 2007).
Erich Fromm’a göre; Narsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler, başkalarının düşünce ya da isteklerine gereken ilgiyi gösteremeyen kişilerdir. Plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında, gereken ilgiyi göremediklerinde aynı Narkissos gibi erirler, çökerler. Başkalarının hakkına saygı göstermeden ve gerçeklerle bağdaşmasa bile daima kendilerini haklı göstererek ve o hedefi, gerekli emeği vermeden bile haketmiş sayarak en onde, en gözde ve tek olmak isterler.
Kendilerini başkalarının yerine koyamaz ve başkalarini anlayamazlar. Sanki her şey sadece kendileri için vardır ve ne olursa olsun her şeyin kendi amaçlarına hizmet etmesi gerekir. Başkalarının fikir ve hareketleri kendi amaçlarına hizmet ediyorsa vardır, aksi halde bu fikir ve hareketler tahammül edilemez düşüncelerdir. Gerçekle bagdaşmayan, başkalarinin zararına olup sadece kendi çıkarlarına uygun, kendi plan ve hedeflerine hitap eden maddi ve manevi kazanç sağlayabilecek plan ve hedeflerine ulaşamadiklarinda öfkelerine hakim olamaz, saldırganlaşır, çöker hatta ağır psikotik tablolara girerler.
(Eric Fromm, Sevginin ve Şiddetin kaynağı. Payel yayınları, 5. basım, Sayfa:63/67)
Tedavi ve Psikoterapisi
Bu kişilerin tedavi ve psikoterapileriyle ilgili bir çok yaklaşım bulunmaktadır. Ancak ilk etapta bakacağımız şey narsisistik kişilik bozukluğuna eşlik eden bir psikiyatrik bulgunun var olup olmadığıdır. Psikiyatrik bir belirti mevcut ise psikofarmokolojik destekle bu kişilerin terapilerine başlanılmalıdır. Narsisistik hasta, kendisi için yıkıcı olan davranışlarla yüzleştirilmemelidir, çünkü büyüklenmeci kendilik-imgesiyle bu olguyu algılamaya muktedir değildir. Aksine gerçeğin onun reddettiği, değersizleştirdiği veya ondan kaçındığı yönleri ona gösterilmelidir, çünkü büyüklenmeci kendilik, hem onun nesne ilişkilerine hem de onun nihai gerçek kendilikilgilerine karşı verilen zararı algılayamaz. Davranışın gerçeklikteki zararlılığıyla yüzleşme, kökendeki gerçek olayda olduğu gibi, bir saldırı olarak tecrübe edilir ve ona karşı, onu reddederek, değersizleştirerek veya ondan kaçınarak savunma yapılması zorunludur.
Sonuç olarak terapötik teknik, hastanın duyarlılığını, büyüklenmeciliğinin narsisistik hayal kırıklığı olarak yorumlamayı ve aktarım dışa vurumunda (eyleme koyma) görüldüğü gibi mükemmellik ihtiyacını vurgular
(James F. Masterson, Narsistik ve Borderline KişilikBozuklukları).
Narsisistik kişilik bozukluğu olan kişilere uzun soluklu bireysel psikoterapi ve grup terapileri uygulanması uygun olacaktır. Psikofarmakolojik tedavi, bireysel psikoterapi(Dinamik Yaklaşım), grup terapisi ve hipnoterapi bu kişilik bozukluğunda kullanılabilecek tedavi ve terapi yaklaşımlarıdır.
Bireysel psikoterapide yüzleşme, davranışın kendisi için ne kadar yıkıcı olduğuna onun dikkatini çekerken ve onu niçin? sorusunu araştırmaya davet ederken, yorumlama hastanın niçin öyle davrandığını gösterir. Söz konusu sorunun yanıtı terapistten değil daha sonra hastadan gelir ve böylece hastanın terapistin yorumunu, içgörü için değil fakat direnç ve aktarım dışa vurumu için kullanabilme ihtimalinden de kaçınılmış olur.
(James F. Masterson, Narsistik ve Borderline Kişilik Bozuklukları).
Genel olarak karşılaştığımız vakalarda gördüğümüz klasik durumlar vardır. Bunların başında aslında terapiye başka nedenlerden dolayı geldikleridir. Yani kişi narsisistik kişilik bozukluğuna sahip olduğu için değil de başka bir sorunu için gelmektedir. Örneğin toplum içinde yaşadığı bir hayal kırıklığı ya da bir incinmeden dolayı yaşadığı depresif duygu
durumu için başvuru yapmış olabilmektedir. Ancak alınan ciddi bir anemnez ve yapılan birkaç psikoterapi seansından sonra bu kişinin asıl patolojisi narsisistik kişilik bozukluğuna sahip olmasıdır. Narsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler her hangi bir desteğe ihtiyaç duymazlar, bundandır ki terapi alması bir tanıdığı tarafından teklif edildiğinde bile ciddi
patlamalar gösterebilmektedir. Çünkü o mükemmeldir ve asla başka birinin yardımına ihtiyaç duymamaktadır.
Terapi seanslarında kişi narsisizminin desteklenmesini bekler, sürekli onay bekler ve dolayısıyla bu doyum terapist tarafından sağlanmazsa terapiyi bırakma eyleminde bulunurlar. Uygun bir yaklaşımla kişinin terapiye devamı sağlanmalıdır. Tedavide başarı sağlamak için hastanın bilinçdışı arzularının hatalı bağıntılarını besleyen psikoterapilerde durum farklıdır. Bu tip psikoterapiler, transferansın spontan özelliklerini incelemek gereğiyle onu spontan gelişmeye bırakamazlar. Yararlanılabilir transferans duygularını provoke eden her şeyi kolaylaştırmak ve gelişmeye başlayan her olumsuz transferansı durdurmak zorundadırlar. Güçlük, bu işin daha çok plansızca yapılması zorunluluğundan doğar, çünkü hastanın çatışmalarının dinamiği hiç değilse ayrıntıları yönünden bilinmemektedir; bunlar ancak transferans duygularını spontan gelişmeye bırakmakla bilinebilir.
Analizde bir transferans direnci yaratan her şey, transferansın analize edilmediği bir tedavide bir başarı sağlayabilir. Fakat aynı etmenler, yine uygun olmayan bir transferans eylemini, örneğin tedavinin kesilmesini de yaratabilir. Bu konuda bir başka yaklaşım ise hipnoz ve hipnoterapidir. Hipnoz, transferans iyileşmelerinin niteliği konusunda bizi daha da aydınlatmıştır. Hipnozda substitut nevrozu olarak iş gören yalnız hastanın terapiste bağımlılığı değil, aralarındaki iyi ilişkidir; hipnoz ayrıca hangi tür ilişkinin daha etkili olduğunu da gösterir (Fenichel, Otto, M.D)
Kaynakça
DSM-IV-TR, Türkçe © HYB (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders)
Eric Fromm, Sevginin ve Şiddetin kaynağı. Payel yayınları, 5. basım, Sayfa:63/67
Fenichel, Otto, M.D, Nevrozların Psikoanalitik Teorisi, Ege Üniversitesi Matbaası, Bornovaİzmir,
1974.
James F. Masterson, Narsistik ve Borderline Kişilik Bozuklukları, Bir Bütüncül Gelişimsel
Yaklaşım, Litera Yayıncılık, İstanbul, 2006.
Psk. Yavuz Erten, Kişilik Tipolojileri, Psikanalizden Dinamik Terapilere, SCID-CV
Puanlama Cetveli).
Prof. Dr. Ertuğrul Köroğlu, Sinan Bayraktar, Kişilik Bozuklukları, Ankara, 2007
Prof. Dr. Orhan Öztürk, Ruh Sağlığı ve Bozuklukları, Ankara, 2004
Avigen – Haberler
- Muhabbet Kralındayız
- İnci Ertuğrul İle Rengarenk Programındayız 2
- [duyuru] Kanal t ‘deyiz..Bugün 19:30
- Gecelik Haberler Programındayız




