Avigen Psikoterapi ve Hipnoterapi merkezi olarak uzman kadromuzla mutlu ve dolu dolu bir yaşam, mutlu ve huzurlu bireyler ve verimli bir kurum anlayışı ile hizmetinizdeyiz. Bu anlayışla bireysel terapi, aile ve çift terapileri ve grup terapileri ile destek sağlamaktayız. Ayrıca, nefes terapisi, yaşam koçluğu, sporcu koçluğu ve kurumsal danışmanlık projelerimizle de yanınızdayız. İlkemiz "Yaşam sevmek ve üretmektir!" , amacımız "Paylaşım, destek ve çözüm!" Paylaşmak için...

=)

Nefes-Diyafram İlişkisi ve İnsan Psikolojisi Üzerindeki Etkileri

NEFES-DİYAFRAM İLİŞKİSİ ve İNSAN PSİKOLOJİSİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Türkçe’de soluk olarak da kullandığımız “nefes” kelimesi dilimize Arapça’dan geçmiştir. N-f-s kökünden gelir; nefes, nefs, nefis vb. pek çok kelime mastar olarak bu kökten gelmektedir. İnsanın doğumdan sonra tek başına devam eden biyolojik varlığı, aldığı ilk nefesle başlar ve son nefesini verdiğinde ise biter.

İnsan bütün bir yaşamı boyunca, dakikada 14-15, saatte 900, günde 21.000, ortalama 60-65 yıllık bir ömür sürdüğü düşünülür ise 5.5-6 milyar arası nefes alıp verir. Dünya Sağlık Örgütü sağlıklı bir insanın dinlenme anında 8-10 nefes alıp vermesini tavsiye etmektedir. İlginç olan ise insanın doğumundan ilk adımlarını atmaya başladığı 1.5-2 yaşları arasında diyafram kasını da kullanarak gayet sağlıklı nefes alıp verdiği hâlde, ilerleyen dönemlerde bütün nefes sisteminin değişmesidir ama bu değişim olumsuz anlamda bir değişimdir.

Şöyle ki; günümüz tıbbı insanın solunum sisteminini incelerken üç şekilde nefes alıp verdiğini tesbit eder: Akciğerlerin sadece üst kısmıyla yapılan “Üst Solunum”, orta bölümüyle yapılan “ Orta Solunum” ve diyafram kasının da solunuma dahil olduğu alt solunum ya da “Diyafram Solunumu”. Doğru bir solunum sistemi için bu üç bölümün de solunuma dahil edilmesi gerekmektedir.

Nefes döngüsü o kadar önemlidir ki, sistemin doğru kullanımdan çıkması ve/veya insanın nefes döngüsü üzerindeki kontrolünü yitirmesi, öfke, korku, kaygı (anxiété), panik atak, depresyon gibi pek çok psikolojik rahatsızlığın ya tetikleyicisi olmakta ya da daha şiddetli hâle gelmesine sebep olmaktadır. Kadın ve erkekler üzerinde yapılan çalışmalarda, erkeklerin ağırlıklı olarak diyafram solunumu yaptığı, kadınların ise ağırlıklı olarak üst solunum yaptığı tesbit edilmiştir.  Üst solunum; panik, korku, kaygı durumlarında “savaş yada kaç” psikolojisine girildiğinde (sempatik sinir sistemi), ağırlıklı diyafram solunumu ise boşvermişlik, teslim olmuşluk, kabûllenmişlik ve depresyon skorlarındaki artışı tetikleyen (parasempatik sinir sistemi) bir duruma geçilmesine sebep olmaktadır. Nefes teknikleri kullanılarak sempatik ve parasempatik sinir sistemleri üzerinde kontrol geliştirilebilmekte, korku, kaygı, öfke, hüzün, acı, neşe ve performans gelişimi yönetilebilmektedir.

Psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde yan unsur olarak kullanılan gevşeme (relaxation) çalışmalarının hepsi doğru nefes tekniklerinin kullanımıyla gerçekleşmektedir. Hipnozla tedavide hipnozcular, hipnoza sokacakları kişileri gevşetmek için derin nefes alış veriş teknikleri kullanmaktadır. Tek tanrılı dinler olarak kabul edilen İslamiyet, Hristiyanlık, Musevilik tarikatlarındaki bütün zikir (Allahın adının belirli sayılarda sözle tekrarı) törenlerinde, Uzak Doğu dinlerinin ve Afrika ilkel inanç sistemlerinin, yoga, meditasyon, pilates gibi fiziksel ve ruhsal gelişim okullarının (école) hepsinde duruşlar ve hareket serileri, belirli nefes teknikleriyle gerçekleştirilmektedir. Hepsinin ortak bir diğer tarafı ise diyaframın solunumuna doğrudan katılmasıdır.

Bir sonraki konumuz Otonom Sinir Sistemi: Sempatik ve Parasempatik sisteminin nefesle kontrolü olacaktır.

Kemal Erdaş

Etiketler:,